Hotel Marius · Sirkeci
Sultanahmet mi, Taksim mi? İstanbul’da kalacağınız yeri seçmek
Çoğu ziyaretçinin aralarından seçim yaptığı bu iki bölge, birbirinden yarım saat uzaklıkta yer alıyor ve tamamen farklı gezilere uygun. İşte her birinin gerçekte nasıl olduğu — anıtlara doğru yürüyüş, akşamlar, gürültü, havalimanına gidiş — böylece pişmanlık duymadan seçim yapabilirsiniz.
Kısa cevap
Uçuş rezervasyonunuzu Ayasofya, Topkapı Sarayı, Sultanahmet Camii ve çarşıları görmek için yaptıysanız Sultanahmet’te kalın. Hepsine yürüyerek ulaşabilirsiniz ve günlerinizde tek bir ulaşım yolculuğu bile olmayacak. Restoranlar, barlar, canlı müzik, alışveriş ve gece yarısı bile uyanık bir şehir için geldiyseniz ve tarihi anıtlara her gidiş-dönüşün yaklaşık yarım saat süreceğini kabul ediyorsanız Taksim'de kalın. İstanbul'u ilk kez ziyaret eden çoğu kişi ilk seyahati ister, ancak yanlışlıkla ikinci seyahati rezerve eder.
Sultanahmet aslında nasıl bir yer?
Sultanahmet, anıtsal merkezdir: bir ucunda Sultanahmet Camii, diğer ucunda Ayasofya, arkalarında Topkapı Sarayı ve yolun karşısında Bazilika Sarnıcı’nın bulunduğu park benzeri bir meydan. Burası çok güzeldir ve gündüzleri oldukça kalabalıktır. Bunun karşılığında, üç sokak çapındaki alanda neredeyse her şey ziyaretçilere yönelik: altı dilde menüler, halı dükkanları, tur teklif eden rehberler. Yerliler burada yemek yemiyor. Gece saat 10 civarında bölge sessizleşiyor; bu, tüm gün yürüdüyseniz dinlendirici, ancak akşam dışarı çıkmak istiyorsanız sıkıcı olabilir.
Taksim ve Beyoğlu gerçekte nasıl yerler?
Taksim Meydanı şehrin modern merkezidir ve İstiklal Caddesi buradan yaklaşık bir buçuk kilometre boyunca uzanır: mağazalar, sinemalar, kitapçılar, pastaneler, kırmızı tramvay ve meyhaneler, çatı barları ve canlı müzikle dolu yan sokaklar. Buranın enerjisi gerçek ve gece yarısı da bitmiyor. Ayrıca gürültülü, hafta sonları kalabalık ve ana caddeden uzaklaştıkça yokuşlar dikleşiyor. Eski anıtlar burada değil; en yakın önemli turistik yer, yürüyerek yaklaşık yirmi dakikalık bir yokuş aşağı mesafedeki Galata Kulesi’dir.
Aralarındaki yolculuk
Taksim’den Sultanahmet’e giden standart güzergâh, F1 füniküleriyle Kabataş’a inip, ardından sahil boyunca T1 tramvayıyla Gülhane veya Sultanahmet’e gitmektir. Bu yol basittir, seferler sık yapılır ve kapıdan kapıya yaklaşık yarım saat sürer; buna bekleme süresi de eklenir. Haritada taksi daha hızlı görünse de genellikle öyle değildir: Sahil yolu ve köprüye giden yollar günün büyük bir kısmında tıkanır. Taksim’de kalıp eski şehri üç kez ziyaret ederseniz, yolculuk için yaklaşık üç saat harcamış olursunuz; yarımadadan aynı üç ziyaret size hiçbir masrafa mal olmaz.
Sultanahmet’te başlayan bir gün
Saat sekizde dışarı çıkarsınız, tur grupları toplanmadan Ayasofya’ya girersiniz, Yerebatan Sarnıcı’na geçersiniz, arka sokaklardan birinde bir yerde yemek yersiniz, öğleden sonranızı Topkapı’da geçirirsiniz ve kapanış saatinde yine yürüyerek dışarı çıkarsınız. Yağmur yağarsa bir saatliğine odanıza dönüp sonra tekrar dışarı çıkarsınız; hiçbir yer o kadar uzak değildir ki günü boşa sayasınız. Bu esneklik — öğleden sonra ortasında otele dönmek — insanlar bölgeler arasındaki fiyatları karşılaştırırken göz ardı ettikleri şeydir.
Taksim’de başlayan bir gün
Saat sekiz buçukta çıkarsınız, dokuzda tramvaya biniyorsunuz, saat dokuz buçuk civarında Sultanahmet’e varıyorsunuz ve anıtlar çoktan dolmaya başlamış oluyor. İçlerinden iki ya da üçünü geziyorsunuz ve otele dönüp dinlenmek artık sıradan bir şey değil — gününüzün bir saatini alıyor. Bunun karşılığında, akşamınız şehirdeki en güzel akşam oluyor: Yarımadayı geçmek için tramvaya binmek yerine, otelden çıkıp yemek ve içki mekanlarıyla dolu bir mahalleye giriyorsunuz.
Yeme alışkanlıkları ve farkın en belirgin olduğu yer
İki bölgenin en çok farklılık gösterdiği nokta budur. Sultanahmet çevresindeki restoranlar çoğunlukla tek seferlik müşteriler için tasarlanmıştır: yemekler fena değildir, sunulanlara göre fiyatlar yüksektir ve aynı menü sokaktan sokağa tekrarlanır. Beyoğlu’nda ise Nevizade ve Asmalımescit’in meyhaneleri, Çiçek Pasajı’nın balık restoranları, turistlerden çok önce orada olan gizli Anadolu mutfakları ve fırınlar bulunuyor. Yemek, seyahat etmenizin bir nedeniyse, yarımada akşam yemeği için Karaköy’e, Kumkapı’ya ya da köprünün öbür tarafına yürüyerek ya da bir araçla gitmenizi gerektirir.
Gürültü, ve kim umursamalı ki
Taksim’in ara sokaklarında apartman pencerelerinin altında barlar bulunur ve İstiklal Caddesi’ne ya da Nevizade’ye bakan odalar sabahın ikisine ya da üçüne kadar gürültülü olabilir. Uykunuz hafifse, arka odadan talepte bulunun ve son yorumlarda “gürültü” kelimesinin geçip geçmediğine bakın. Sultanahmet’in sorunu ise bunun tam tersi ve çok daha küçüktür: birbirine alışılmadık derecede yakın olan camilerden şafak vaktinden önce yükselen ezan sesi. Çoğu ziyaretçi ilk geceden sonra bu sesi duymaz hale gelir; ancak bazıları için durum farklıdır.
Havaalanlarına gidiş ve dönüş
Taksim’den İstanbul Havalimanı’na, M2 metroyla Gayrettepe’ye gidip ardından M11 havalimanı hattına binerek ulaşılabilir — tek aktarma gerektirir, Boğaz altından geçen tren yoktur. Eski Şehir’den ise aynı yolculuk, Marmaray ile Halkalı’ya gidip M11’e binerek ya da havalimanı otobüsüyle yapılabilir. Sabiha Gökçen Havalimanı için ise durum tam tersidir: Yarımada’dan Ayrılık Çeşmesi’ne giden Marmaray ve terminale doğrudan giden M4 hattı varken, Taksim’den giderken önce şehrin içinden geçmeniz gerekir. Her iki bölgeye de ulaşım oldukça kolaydır; karar vermeden önce biletinizin hangi havalimanı için geçerli olduğunu kontrol etmenizde fayda var.
Valizler, tepeler ve yavaş yürüyen herkes
Her iki bölgede de arnavut kaldırımları bulunur, ancak eğim oranları farklıdır. Yarımada hafifçe kubbe şeklinde uzanır — tramvay hattı boyunca uzun, hafif eğimli yokuşlar ve düz kesimler vardır. Beyoğlu ise bir yamaç üzerine kurulmuştur: Karaköy, Galata ve İstiklal arasındaki caddeler o kadar diktir ki, füniküler ve tarihi tünel bu yokuşları aşmak için inşa edilmiştir. Ağır bir valiz, küçük çocuklar ya da ağrıyan bir diziniz varsa, Sultanahmet veya Sirkeci’ye ulaşmak belirgin şekilde daha kolaydır ve taksiler kapınıza daha rahat ulaşabilir.
Kimsenin bahsetmediği orta yol
Bu ikisinin arasında Sirkeci ve Eminönü yer alıyor ve işte bu yüzden buradayız. Aya Sofya'dan yürüyerek sekiz dakika uzaklıkta olduğu için anıtlara yürüyerek ulaşmak mümkün; ayrıca burası ulaşım hatlarının kesiştiği nokta: Marmaray'dan her iki havalimanı hattına, T1 tramvayına ve Eminönü'den yaklaşık yirmi dakikada Kadıköy ve Üsküdar'a ulaşan feribotlara ulaşabilirsiniz. Akşamları Beyoğlu’ndan daha sessizdir — burası tüccarların çalıştığı bir semttir ve saat altıya doğru boşalır — ancak Karaköy’deki restoranlara Galata Köprüsü’nü geçerek on beş dakikalık bir yürüyüşle ulaşılabilir.
Neden Sirkeci’yi konaklama yeri olarak öneriyoruz?
Şu anda Sirkeci’deyiz ve burada olmasak bile yine de burayı seçerdik. Aya Sofya'ya yürüyerek yaklaşık sekiz dakika, Topkapı'ya dokuz, Kapalıçarşı ve Sultanahmet Camii'ne on, Mısır Çarşısı'na ise altı dakika uzaklıkta — yani tarihi yerlere gitmek bir yolculuk değil, bir yürüyüş mesafesinde ve gününüzü boşa harcamadan öğleden sonra odanıza geri dönebilirsiniz. Tramvay hattı boyunca zemin düz; bu, valiziniz ya da çocuğunuz varsa önemli bir avantajdır. Sirkeci istasyonu kapımızın yaklaşık elli metre uzağında: Marmaray, her iki havalimanına da hizmet veren hatlara bağlanıyor ve dakikalar içinde Asya yakasına geçiyor; T1 tramvayı turistik yerlerin önünden geçiyor ve Eminönü feribotlarına beş dakikada ulaşabilirsiniz. Burası bir iş bölgesidir, bu nedenle akşamları sakindir; gece dışarı çıkmak istediğinizde ise Galata Köprüsü’nü geçerek Karaköy’deki restoranlara on beş dakikalık bir yürüyüşle ulaşabilirsiniz. İstanbul’da anıtları, trenleri ve feribotları aynı on dakikalık mesafeye sığdıran çok az yer vardır.
Peki: hangisi?
Üç gece, ilk ziyaret, öncelikli olarak tarihi eserler: yarımadada kalın. Bir hafta, ikinci ziyaret, yemek ve gece hayatı ön planda: Beyoğlu yarım saatinizi hak eder. Ebeveynlerle veya küçük çocuklarla seyahat ediyorsanız: düz yürüyüş yolları ve kısa günler için yarımada. Konser, Beyoğlu’ndaki bir otelde konferans ya da İstanbul Havalimanı’ndan gece uçuşu için buradaysanız: Taksim. Tarihi eserleri yürüyerek gezmek, akşam yemeğine tramvayla gitmek ve havalimanına trenle ulaşmak istiyorsanız, bunların arasındaki caddeler — Sirkeci ve Eminönü — en az masrafa mal olan orta yol seçeneğidir.
Diğer İstanbul rehberleri
- İstanbul'da ilk saatler: kart, SIM, para
- Sirkeci'den yürüyerek üç günde İstanbul
- İstanbul'da futbol: deplasman taraftarı ve ziyaretçi rehberi
- Kışın İstanbul: Kasım'dan Mart'a neler beklemeli
- Yazın İstanbul: Haziran'dan Eylül'e neler beklemeli
- İlkbahar ve sonbaharda İstanbul: Nisan, Mayıs ve Ekim
- Sirkeci yakınında Türk hamamı: üç tarihi hamam ve neler beklemeli
- İstanbul'da aktarma: havalimanından eski şehre çıkmak
- İstanbul kruvaziyer limanı: gemiden önce ya da sonra Galataport yakınında bir gece
- Eminönü'nden Boğaz turu: uzun tur, kısa tur ve vapurlar
- Çocuklarla İstanbul: eski şehirde aile konaklaması
- Erişilebilir İstanbul: hareket kısıtlılığıyla eski şehirde konaklama
- İstanbul'a ilk kez geliyorsanız: Kaç gece kalmalı ve nerede konaklamalı?
- Havaalanı yakınında mı, yoksa şehir içinde mi kalmalı? İstanbul, IST ve SAW
- Avrupa yakası mı, Asya yakası mı: İstanbul’da nerede kalınır?
- İstanbul'da nerede kalınır: 16 gerçek seyahat deneyimi, cevaplandı
Hotel Marius'tan yürüyerek görülecek yerler
Hotel Marius'ta kalın
Sirkeci'de bizde kalın. Hotel Marius, İstanbul'un tarihi yarımadasının kalbinde, Sirkeci'de bir butik otel: Marmaray'a ve tramvaya 50 m, her gün temizlenen odalar, sakin bir lobi ve 24 saat açık resepsiyon — dönünce dinleneceğiniz rahat, konforlu ve güvenli bir konaklama. Kahvaltı dahil; doğrudan rezervasyonda ek ücret yok.
- gecelik €114'dan itibaren
- Doğrudan otelden — aracı yok, rezervasyon ücreti yok
- Girişten 5 gün öncesine kadar ücretsiz iptal
- Kahvaltı tüm odalara dahil
- 24 saat resepsiyon, size biz cevap veriyoruz
Odalarımızı görün İstanbul'da nerede kalınır Havalimanından ulaşım